Nanoteknoloji ülke politikalarına yön veriyor

1259

Adını daha çok Hollywood filmlerinde gördüğümüz nanoteknolojinin, çok da göze batmayan ciddi jeopolitik etkileri bulunuyor. Bu etkiler son olarak Dünya Ekonomik Forumu’nun da gündemindeydi. Bununla ilgili bir makale kaleme alan Oxford Üniversitesi’nin bu alandaki önemli isimlerinden Nayef Al-Rodhan, nanoteknolojinin enerji, BT, gıda, sağlık gibi pek çok sektörde kullanıldığına dikkat çekerek, nanoteknoloji ile geliştirilen teknolojilerin ülke politikalarını da şekillendireceğine dikkat çekiyor.

Al-Rodhan, yazısında ABD, bazı Avrupa ülkeleri, Çin, Güney Kore, Tayland ve Japonya gibi ülkelerin nanoteknolojide ön sıralarda olduğuna vurgu yapıyor. Çin’in yalnızca bu alandaki Ar-Ge harcamalarını son bir yıla oranla yüzde 20 arttırdığını söyleyen Al-Rodhani nanoteknoloji alanındaki uluslararası işbirliklerinin öneminin de altını çiziyor.

Nedir bu nanoteknoloji?

Nanoteknoloji, en basit tanımıyla, “En az bir boyutunun büyüklüğü 1’den 100 nanometreye kadar olan maddenin kontrolü” olarak tanımlanıyor. İlk olarak 1974’te Tokyo Bilim Üniversitesi’nden Profesör Norio Taniguchi tarafından ortaya atılan bu kavram 1980’lerin ortalarından bu yana pek çok yenilikte kendini göstermiş durumda.

Nanoteknolojinin kullanım alanları ise neredeyse sınırsız. Sağlıkta kanser tedavisinde kullanılan minik nanobotlardan tekstilde leke tutmayan kıyafetlere, çevre dostu ürün geliştirmeden askeri teknolojilere kadar pek çok alanda bu minik mucizeyle karşılaşmak mümkün.

İşte nanoteknolojinin ülke politikalarına yön verir hale gelmesinde de bu çeşitlilik yatıyor. Bu alanda Türkiye’nin de dahil olduğu pek çok ülke kendi başına ya da uluslararası işbirlikleri ya da projelerle adından söz ettiriyor. Zaten konunun Dünya Ekonomik Forumu’nun gündemine girmesinin de arkasında bu var.

Asya’da nano işbirliği

Nanoteknoloji alanındaki uluslararası işbirlikleri arasında en dikkat çekenlerinden biri Rusya, Singapur ve Güney Kore’nin ortak girişimi olan Asya Nanoteknoloji Fonu. Haziran 2011’de kurulan Fon, nanoteknoloji alanındaki parlak fikirleri destekleyerek bu alanın büyümesi için çalışıyor.

ABD’de kurum ve sektör farketmesizin destek

Nayef Al-Rodhan, hazırladığı makalede Asya Nanoteknoloji Fonu haricinde diğer ülkelerin girişimlerini de listeliyor. Örneğin Ar-Ge konusunda ABD’yi geçerek dünya liderliğine çıkmak için çalışmalarını sürdüren Çin bu alanda her yıl yüzde 20’lik bir büyüme hedefliyor. ABD de boş durmuyor elbette. ABD Savunma Bakanlığı, daha 1990’lı yılların ortasında bu konuyu 6 stratejik alandan biri olarak belirlemiş.

Konu yalnızca askeri teknolojileri kapsamıyor elbette. Yine ABD’de Enerji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, NASA, Çevre Koruma Ajansı, Tarım Bakanlığı ile Adalet ve Ulaştırma Bakanlığı da kendi ilgi alanları doğrultusunda, nanoteknoloji katkılı çözümler sunmak için uzun yıllardır bütçe ayırıyor. ABD’de bu kurumların yalnızca 2007-2009 arasında ayırdıkları bütçenin toplamı bile 5 milyar dolara yaklaşıyor. ABD’de halen nanoteknoloji geliştirme çalışmaları Ulusal Nanoteknoloji Girişimi tarafından yürütülüyor.

Avrupa’da ortak çalışmalar

Avrupa da bu hareketliliğe sessiz kalmıyor elbette. Örneğin Avrupa’nın nanoteknoloji ve ileri malzemeler üzerine en büyük işbirliği konferansı olan EuroNanoForum, 10-12 Haziran 2015 tarihlerinde Letonya’nın başkenti Riga’da gerçekleşti. Nanoteknoloji kaynaklı yeni teknolojileri vitrine çıkaran ve yeni uygulamalar ile ticarileşen ürünlerin paylaşıldığı etkinlik kapsamında Avrupa’nın nanoteknoloji stratejisi de masaya yatırıldı. Avrupa’nın nanoteknolojiyle ilgili yol haritasında yeni Horizon 2020 çağrıları, kamu – özel sektör işbirliği, güvenlik, fikri mülkiyet hakları, standartlar ve yönetmelikler bulunuyor.

Bu yıl yedinci kez düzenlenen EuroNanoForum’a 1200 delege ve 150 üst düzey konuşmacının katılması, nanoteknoloji yarışında Avrupa’nın da elini güçlendiriyor.

Türkiye’de de benzer bir etkinlik düzenlendiğini eklememiz gerek. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin evsahipliğinde gerçekleştirilen Ulusal Nanoteknoloji Kongresi‘nin dördüncüsü Mart ayı başında gerçekleştirildi. Etkinlikte görüşülen konular arasında Nano Malzemeler, Nano Bioteknoloji, Nano Optik ve Endüstriyel Nanoteknoloji gibi başlıklar bulunuyor.

Nanoteknoloji eğitimi nereden alınır?

Türkiye’de nanoteknoloji alanındaki çalışmalara bakıldığında iki farklı alt başlık sunmak mümkün. Bunlardan biri, Avrupa Birliği Çerçeve Programı kapsamındaki işbirliklere katılmak, ikincisi ise üniversitelerde açılan enstitüler ve eğitim programları. Halen Gebze Yüksek ÜniversitesiBilkent, Hacettepe, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ile İTÜ, ODTÜ, Anadolu Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi‘nde nanoteknoloji eğitimleri veriliyor.

Dünyada nanoteknoloji eğitimi verilen ülke sayısı ise Wikipedia verilerine göre 34. Bu ülkelerin yarısı Avrupa’da bulunurken, Asya’dan aralarında İran ve Pakistan’ın da bulunduğu 10 ülke yer alıyor. ABD, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada diğer ülkeler olarak sıralanırken Afrika’dan yalnızca Mısır listeye dahil olabiliyor.

Nanoteknoloji pazarı tahminleri

Nanoteknolojinin çok geniş alanlara hitap etmesi nedeniyle pazar tahminleri de çeşitlilik gösteriyor. Nayef Al-Rodhan, bu tutarların 50 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasında değiştiğine dikkat çekiyor. Güncel araştırmalardan biri ABD Ulusal Bilim Vakfı‘na ait. Şubat 2014 tarihli rapora göre nanoteknoloji kullanılan ürünlerden elde edilen gelir 2010’da 731 milyar dolar seviyesindeyken, 2013’te 1 trilyon doları geçmeyi başardı.

Ancak konuyu nanoteknolojinin temas ettiği her bir alan için ayrıca ele almak gerek. BCC Research tarafından yapılan bir araştırma, nanoteknoloji ürünlerinin değerini baz alıyor. Bu arştırmaya göre 2014’te 26 milyar dolar olan global nanoteknoloji pazarının 2019’da 65 milyar dolara yaklaşması bekleniyor.

Ülke politikaları nasıl etkileniyor?

Nayef Al-Rodhan, nanoteknolojinin jeopolitik etkilerini yedi ana başlık altında topluyor:

1. Sağlık: Tedavi amaçlı üretilmiş nanorobotlar hastaya enjekte ediliyor. Bu robotlar, önceden programlandıkları şekilde vücuttaki kanserli hücreleri bularak tedavi etmeye çalışıyor. Konu yalnızca kanserle sınırlı değil, yapılan çalışmalar arasında Alzheimer tedavisi de bulunuyor.

2. İç politika: Güvenlik alanında devreye giren nanoteknoloji ürünleri, acil durumlarda öncelikli tercih olabilir. Yapılan çalışmalar arasında nanoteknoloji ürünü bomba imha robotları bile var.

3. Ekonomi: Nanoteknoloji burada birden fazla alanda devrede. Örneğin tarımda daha verimli mahsullerin oluşmasında kullanılırken, enerji verimliliği alanında da örnek kullanımlar söz konusu.

4. Çevre: Her ne kadar yeterince gündeme gelmese de, yakın gelecekte dünyanın en önemli problemlerinden biri temiz su olacak. Akıllı nanoteknoloji ürünleri, suyun arıtılarak yeniden kullanımı dışında atık pillerin geri dönüşümü ile daha verimli solar panellerde kendini gösteriyor.

5. Bilim: Nanoteknoloji biyolojiden kimyaya, mühendislikten malzeme bilimlerine kadar çok sayıda alanda yeni ürünlerin geliştirilmesini kolaylaştırıyor.

6. Askeri sistemler ve güvenlik: Radarlardan gizlenebilen araçlar, daha iyi kamufle olabilen askerlerin özel giysileri ve çok daha fazlası. Hepsinin arkasında nanoteknoloji bulunuyor. Nanoteknoloji ayrıca askerlerin sağlık durumlarının tespitini sağlayan giysiler geliştirilmesinin de yolunu açıyor.

7. Diplomasi: Nanomühendislikle geliştirilen ürünler bariz bir şekilde geliştiren ülkeye avantaj sağlıyor. Al-Rodhan’ın verdiği nükleer silah örneği korkutucu. Al-Rodhan, Rusya’nın nanoteknoloji kullanarak dünyanın en güçlü nükleer bombasını ürettiğine dikkat çekiyor. Nanoteknoloji destekli ve daha etkili patlayıcılar ise nükleer silahlar kadar olmasa da çarpıcı. Al-Rodhan, elinde bu tip teknolojilere sahip silahlar olan ülkelerin diplomasi masasında elinin daha güçlü olduğuna dikkat çekiyor.