Dipsiz kuyu: Kaya gazı

1508

“Durduruyoruz! Çünkü yapılan sondajlar sonucunda küçük çaplı depremler olduğunu gözlemledik.”

Bu ve benzer tipteki açıklamalar son birkaç yılda pek çok Avrupa ülkesinden geldi. Fransa, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti, kaya gazıyla ilgili çalışmaları yasakladı. İngiltere, İspanya ve Avrupa dışından da Güney Afrika çalışmaları durdurdu.

Kimi uzmanlar tarafından depremin sebebi olarak değerlendirilen kaya gazı sondaj çalışmaları kimilerine göreyse üzerinde durulmayacak bir risk.

Bilim insanları kararsız

Dünyada olduğu kadar Türkiye’den uzman isimlerin de çeşitli görüşleri medyaya yansımıştı. Örneğin 2012 yılında çıkan bir haberde Prof. Dr. Okan Tüysüz şu yorumu yapıyor:

Dünyada insan müdahalesiyle deprem meydana getirmek sözkonusu değil. Bu tür işlemlerle büyük depremlerin tetiklenmesi de mümkün değil. Ancak bu yöntemler küçük depremler yaratabilir. Yurtdışında kaya gazı üretmek için yapılan sondajlar sırasında küçük depremlerin oluştuğunu biliyoruz. Baraj yapıldığında da buna benzer depremler olduğu biliniyor. Ancak bu depremler yıkıcı depremler değildir. Kaya gazı üretimi esnasında metan gazı kirliliği olacağını zannetmiyorum çünkü kapalı devre bir sistem.

Prof. Dr. Naci Görür’ün açıklaması ise şu şekilde:

Kaya gazı sondajında da doğalgaz sondajına benzer yöntemler kullanılır. 3 bin metre derinlikten doğalgaz çıkartılırken gaz gelimi azalınca kuyuya yüksek debide, 100 binlerce ton yüksek basınçla su basılır. Kuyunun dibindeki çatlakları büyütmek için böyle bir yöntem kullanılır. Buna hidrolik çatlatma denir. Bu yöntemle yeraltındaki kayaları çatlatırsınız. Bu suyla da olur, patlayıcı maddeyle de yapılır. Daha fazla üretim yapabilmenin yöntemidir. Bu kaya çatlatma işlemi sırasında çok büyük titreşimler oluşur. Bu titreşimler yeryüzünden de hissedilir. Ama bunu deprem olarak nitelemek cehalettir. Aynı şey taşocaklarındaki patlamalarda da hissedilir.

Diğer yandan kaya gazı araştırmaları ile depremler arasında bağlantı olduğunu gösteren kanıtlar da mevcut. Örneğin İngiltere’deki bir tesisin yakınlarında şiddeti düşük ama kısa aralıklarla oluşan depremler tespit edilmiş. Ancak sonrasında bu depremlerin düşük risk taşıdığı belirtilerek çalışmalara devam edilmiş. 2011-2012 yıllarında yaşanan bu durum bugün İngiltere’nin geldiği nokta kaya gazı araştırmalarının durdurulması yönünde.

Bir başka kanıt ise ABD’nin Oklahoma eyaletinden. 320 milyon yıldır uyuyan bir fay hattının, yaklaşık 20 yıldır pompalanan sular nedeniyle uyandığı ve yılda 25 depreme yol açtığı tespit edilmiş. Ama bu ABD’nin kararlarını değiştirmiş değil. ABD, kaya gazı ile yolculuğuna devam ediyor.

ABD'nin Missouri eyaletinde yaşanan depremler ve kaya gazı üretimi ilişkisi. Kaynak: ABD Enerji Enformasyon İdaresi
ABD’nin Missouri eyaletinde bulunan Barnett şehrinde kaydedilen depremler ve kaya gazı üretimi ilişkisi. Kaynak: ABD Enerji Enformasyon İdaresi

ABD’deki tek örnek Oklahoma’dan değil. Amerika Sismoloji Derneği’nin yaptığı bir çalışma, Colorado ve New Mexico eyaletlerinde bulunan ve çok nadir deprem görülen Raton havzasında 2001 sonrası 3,8 şiddetinin üzerinde 16 deprem meydana geldiğini ortaya koyuyor. Üstteki grafik ise Missouri eyaletindeki depremleri ve bölgedeki kaya gazı üretimini karşılaştırıyor.

Kaya gazı nasıl çıkartılır?

Kaya gazının bu kadar tartışma yaratmasında çıkarılma tekniğinin rolü büyük. Basit bir anlatımla süreç şöyle işliyor: Yeryüzündeki dev pompalar, suyu açılan kuyulardan kaya gazı olduğu bilinen bölgeye pompalıyor. Bu su, basınçla birlikte derinlerdeki kayaları çatlatarak içindeki gazın serbest kalmasını sağlıyor. Serbest kalan gaz, başka bir kanaldan yeryüzüne çıkıyor ve burada işleniyor. Depremleri oluşturduğu iddia edilen işlem de bu çatlatmanın, daha doğru bir ifadeyle suyun tahliyesi için yapılan sondajların ta kendisi.

Kaya gazına gelen bir diğer eleştiri ise yüksek miktarda suya ihtiyaç duyması. Tüm dünya kaya gazı çıkarmaya girişse bu trilyonlarca litre su anlamına geliyor ki, yaşamın sürdürülebilirliği için suyun çok daha önemli olduğu ekonomik değil belki ama reel bir gerçek.

Dünyada kaya gazı araştırmaları

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin hazırlamış olduğu 2013 tarihli rapora göre dünyada kaya gazı rezervine sahip 42 ülke bulunuyor. Pek çok ülke araştırmalara devam ettiği için sayı da güncelleniyor. Örneğin aynı kurumun 2011 tarihli raporunda 32 ülkeden bahsedilirken, 2013’te bu ABD dahil 42’ye çıkmış.

Kaynak: Uluslararası Eenrji Ajansı, Orta Vadeli Gaz Piyasası Raporu
Çin’in yıllara göre toplam enerji ihtiyacı. Kaynak: Uluslararası Eenrji Ajansı, Orta Vadeli Gaz Piyasası Raporu

Çin de bu konudaki hevesli isimlerden. Henüz çevre odaklı tartışmalar bölgede gündeme gelmediğinden olsa gerek, 2020’ye kadar ciddi bir çalışma yapacağını açıklıyor Çinli yetkililer. Diğer taraftan üreteceği enerjiyle maliyetleri düşürüp ekonomiyi rahatlatması beklenilen kaya gazı Çin’de aynı faydayı gösteremeyebilir.

Çıkan bazı haberler, ülkedeki rezervlerin daha çok kurak bölgelerde olması nedeniyle buraya ciddi miktarda su nakledilmesi gerekliliğini de ortaya çıkarıyor. Bu nedenle ABD’nin üçte biri değerinde üretim hedeflediğini açıklayan Çin yönetimi, bu hedefin altında ek maliyetlerin de etkisiyle istediği hızda adımlar atamıyor. Ancak Çin’in grafikte de görülen yüksek enerji ihtiyacı nedeniyle bu maliyetleri gözden çıkartmasını beklemek sürpriz olmayacak.

Avrupa ise hem maliyet hem de çevre koruma politikaları nedeniyle kaya gazını tamamen olmasa da rafa kaldırmış gibi. Gerek ABD, gerekse Çin’de rezervler nüfus yoğunluğunun az olduğu bölgede bulunurken, Avrupa’daki rezervler şehirlerin altında yer alıyor. Bu nedenle Avrupa’da kaya gazı yatırım yapmak isteyen şirketlerin bir değil, birkaç kez düşünmesi gerekiyor.

2011 yılı itibariyle dünya genelinde tespit edilmiş kaya gazı rezervleri
2011 yılı itibariyle dünya genelinde tespit edilmiş kaya gazı rezervleri. Kaynak: ABD Enerji Enformasyon İdaresi Kurumu

Türkiye’de kaya gazı var mı?

Yapılan analizlere göre Türkiye’de Trakya ve Güneydoğu Anadolu’da kaya gazı rezervleri mevcut. Ancak deprem tartışmaları da anında kendine yer bulmuş durumda. Hatta bu konuyla ilgili TBMM’ye verilmiş bir soru önergesi de mevcut.

İzmir milletvekili Hülya Güven’in Kasım 2013’te verdiği soru önergesi, Enerji Bakanı Taner Yıldız imzasıyla yanıtlanmış. Yapılan açıklamada Trakya, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’ya yayılmış 4,6 trilyon metreküp kaya gazı tespit edildiği belirtilmiş ve bu rezervin 100 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayacak büyüklükte olduğuna değinilmiş. Ancak aynı açıklamada, ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) araştırmalarına göre toplam rezervin 17 yıl yetecek kadarının çıkarılabilir olduğu bilgisine de yer verilmiş.

Türkiye’deki ilk kaya gazı kuyuları açıldı

Tartışmalar süredursun, Türkiye’deki ilk kaya gazı kuyuları Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde açıldı bile. Bu kuyuların depremi tetikleyip tetiklemeyeceğini zaman gösterecek. Hürriyet’te Ferit Aslan, Mehmet Türk ve Serdar Sunar imzasıyla yayınlanan “Türkiye’nin tartışma yaratan ilk kaya gazı kuyuları” başlıklı haberde, arazisi kiralanan İhsan Daşlı şu yorumu yapmış:

Bana burayı kiralamamı ya da kamulaştıracaklarını söylediler. Ben de petrol çıkaracakları için kabul etmek zorunda kaldım. Ancak, sonradan petrol değil, kaya gazı çıkarmak için sondaj vurduklarını öğrendim. 3 yıl önce başlanan çalışma yaklaşık 1.5 yıl sürdü. Sondaj sırasında suya kattıkları kimyasal maddeler halen sondaj bölgesinde bulunuyor ve orada hiç bir bitki ve canlının yaşamadığını gördük. Benim yaklaşık 16 dönüm arazimi kiraladılar. Kaya gazının çıkarılması sırasında sorun oluşup oluşmadığını bilmiyorum ama, sadece 1.5 yıllık çalışma sırasında sondajda kullandıkları kimyasal maddeler halen bölgede bulunuyor ve canlıların yaşamını olumsuz etkiliyor.

Aynı haberde konuyu takip eden Gültekin Aydeniz isimli bir çevreci, her bir kuyunun 17 bin 500 metreküp suya ihtiyacı olduğunu belirterek suya katılan kimyasalların etkisine vurgu yapıyor: “495 çeşit zehirli kimyasal, enjeksiyon yöntemiyle toprağın 4 bin 500 metre altına, 3 bin metre dikey, bin metre yatay açılan sondaj kuyusuna zerkediliyor.” diyen Aydeniz, bunların 4 şiddetinde depreme yol açtığının altını çizerek, sondajdan alınan zehirli suyun çevreye bırakılarak zarar verdiğini ve yeraltı sularının zehirlendiğine dikkat çekiyor.

Kuyunun dibi görünür mü?

Kaya gazı, her ne kadar çalışmaları başlamış olsa da bilinmezliğini sürdürüyor. ABD’nin depremlere rağmen kaya gazı çıkarma ısrarı global enerji maliyetlerini düşürmüş olabilir. Ancak yaşanacak lokal ya da büyük felaketler bu araştırmaların tamamen durmasına yol açabilir.

Türkiye’de seçim sonrası yeni hükümetin bir politika değişikliğine gidip gitmeyeceğini söylemek güç. Ancak karar “Avrupa’ya uyalım” olursa pek çok ülkenin yaptığı gibi kaya gazı araştırmaları Türkiye’de de rafa kaldırılabilir.