Mobil sağlıkta kritik eşik aşıldı

375

Sağlıklı bir neslin gelişimi için elbette pek çok faktör var. Bunların arasında teknolojinin doğrudan desteklediklerinin sayısı hiç de azımsanmayacak boyutta. Sağlık teknolojileri denildiğinde akla artık daha sık gelmeye başlayan mobil sağlık ise, ulaşması beklenen pazar büyüklüğü ile bu yarışta ben de varım demekten geri kalmıyor.

PwC ve GSMA’in birlikte gerçekleştirdiği bir çalışma, mHealth olarak tanımlanan mobil sağlık gelirlerinin 2017 yılında 23 milyar dolar seviyesine ulaşmasını öngörüyor. LinkedIn’de konuyla ilgili bir makale kaleme alan Alten Calsoft Labs’ın Dijital İnovasyon ve Dönüşüm Lideri Somenath Nag, yazısında araştırmaya atıfta bulunarak bu hizmetlerin toplamda yüzde 65’lik bir paya sahip olacağını ifade ediyor. Bu artışın sebebi ise, pek çok ülkede yaşlı nüfus oranlarının artması ve bu kişilerdeki kronik hastalıkların düzenli takibinin gerekmesi.

Nag, yazısında “Connected Healthcare” kavramının artık bir gerçek olduğunun altını çiziyor. Bu noktada akıllı telefonlar, giyilebilir teknoloji ürünleri vb. ürün ve çözümlerle telesağlık hizmetleri, yaşam yönetim servisleri ve mobil operatörlerin ve bu alanda uzmanlaşmış daha küçük çaplı, sağlık ve teknolojiyi birarada sunan şirketlerle birlikte yeni bir ekosistem oluşturacağını öngörmek çok da yanlış olmayacak.

Avantajları neler?

Bu tip bir ekosistemin, ilk etapta yeni maliyetlerin ortaya çıkması anlamına geldiği doğal bir durum. Ancak uzun vadede özellikle telesağlık hizmetleriyle hastanelere gitmeye gerek bırakmayacak olması; özellikle kronik hastalıklarda, hasta henüz farkına bile varmadan oluşabilecek kritik bir durumu tespit ederek ilgili kurumlara bildirimlerde bulunabilecek olması önemli avantajlar sağlayacak. Bir örnekle açıklamak gerekirse; erken teşhisin bu derece basitleştirilmesi sayesinde ciddi sağlık harcamalarının önüne geçilmesi kişilerin, sağlık kurumlarının, sigorta şirketlerinin ve elbette hükümetlerin sağlık harcamalarının düşmesini sağlayacak.

Mobil uygulama sayısı artıyor

Mayıs 2015 tarihli, research2guidence tarafından yayınlanan “mHealth App Developer Economics” başlıklı bir rapora göre, Avrupa Birliği ülkelerinde hazırlanmış mobil sağlık uygulaması geliştirenlerin sayısı 4 bin 400’ü bulmuş durumda. 28 ülkedeki çalışmaları 26 farklı kriter ışığında inceleyen rapora göre bu alanda öne çıkan ülkeler ise Danimarka, Finlandiya, Hollanda, İsveç ve İngiltere. Raporda Almanya ve Fransa, mobil sağlık konusunda en karmaşık ülkeler olarak tanımlanırken, Yunanistan, Romanya ve Letonya’nın en düşük profile sahip ülkeler olduğuna dikkat çekiliyor. Araştırmanın dünya genelindeki uygulama geliştiricilerle gerçekleştirildiğini söylemek gerek.

Araştırmada daha fazla sayıda ülkenin mobil sağlık yol haritasına sahip olması gerektiğine de vurgu yapılmış.

Mobil sağlık nasıl gelişir?

Mobil sağlık alanının gelişimi için en kritik faktörün, doktorların bu tip uygulamaları kabul etmesi olduğu ifade ediliyor. Bu oran, araştırmaya katılan her iki isimden biri tarafından öncelikli olarak tanımlanmış. Hastanelerin dijitalleşmesi yüzde 39 ile ikinci sırada yer alırken, pazar büyüklüğü, geliştiricilere erişim, siyasi destekler listede diğer öne çıkan noktalar.

Özellikle İskandinav ülkeleri ile Hollanda’nın bu alanda başarılı politikalara sahip olduğuna dikkat çekiliyor. Hollanda’nın, bu alandaki girişimcilere sunduğu desteklerden ise övgüyle söz edilmiş. İngiltere, İsveç, Danimarka ve Hollanda’daki doktorların ise mobil sağlığı en çok benimseyen ve destekleyen kesim olduğu belirtiliyor.

Yasal koşulların düzelmesi gerekiyor

Mobil sağlığın gelişiminde önceliğin yasal altyapıdaki düzenlemeler olması gerektiği araştırmaya katılanların ortak kanısı. Yüzde 28’lik bir kesim, gelişim için önceliği buna verirken, bilgi eksikliği, hastaların bu hizmetlere düşük ücretlerle sahip olabilmesi ile hastanelerin dijitalleşmesi gelişimi engelleyen diğer önemli faktörler olarak sıralanıyor.

Türkiye’de durum nasıl?

Türkiye’de bu alandaki çalışmalar şimdilik özel şirketlerin küçük çaplı projeleriyle sınırlı kalmış durumda. Kamu yönetiminde mobil algısının şu an için teknoloji destekli bir sağlık hizmetine dönüşüm gerçekleştirilmesindense mobil araçlarla sağlık hizmetlerinin vatandaşların yanına götürülmesi olduğu görülüyor.

Sağlık Bakanlığı’nın Şubat 2012’de yayımlanan ve 2013-2017 yıllarını kapsayan Stratejik Plan’ında bu konuyla ilgili bazı ifadelere yer verilmiş. Bu ifadeler;

  • Mobil cihazlar ile bireylerin tüm sağlık verilerine ulaşabilecekleri ve paylaşabilecekleri sistemleri kurmak
  • Bireylerin sağlık farkındalığını artırmak, sağlık hizmetleri konusunda geri bildirimlerini almak için sosyal ağları ve mobil uygulamaları kullanmak
olarak sıralanıyor. Diğer yandan, tele sağlık hizmetleri için de standartların belirlenmesi ve sağlık verilerinin Avrupa ülkeleri ile karşılıklı paylaşımı için hazırlık yapılması gerektiği belirtiliyor.

Planın 2.11.5 numaralı maddesi ise doğrudan mobil sağlığı hedef alıyor. Buradaki;

  • Evde sağlık hizmetlerini mobil teknolojiler ile desteklemek
  • Bakanlığa ve bağlı kuruluşlarına bağlı tesislerde “dijital hastane” kavramını oluşturmak ve yaygınlaştırmak
  • İnternet üzerinden tıbbi danışmanlık (e-aile hekimliği) hizmeti vermek
  • Kurumsal mobil uygulamalar ve giyilebilir/takılabilir kablosuz sensörler yardımıyla uzaktan hastalık takiplerini geliştirmek

maddelerini olumlu adımlar olarak nitelemek mümkün.

Ar-Ge harcamaları

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, kamu kesimi Ar-Ge harcamaları içinde sağlık Ar-Ge harcamalarının payının 2011 itibariyle yüzde 3 seviyesinde olduğu görülüyor. Üniversitelerde aynı oran yüzde 33, özel şirketlerde ise yüzde 6,7 seviyesinde. Bu oranların 2023’e kadar sırasıyla yüzde 15, 40 ve yüzde 15 seviyesine çıkarılması hedefleniyor. Mobil sağlığın bu noktada nasıl bir paya sahip olacağına dair bir veri ise stratejik planda kendine yer bulamamış durumda.

Bununla birlikte stratejik planda bulunan maliyet tablosu bir miktar da olsa fikir verebilir. Tablonun SH 2.9. numaralı maddesinde bahsedilen “Sağlık altyapısının ve teknolojilerinin kapasitesini, kalitesini ve dağılımını iyileştirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak” başlığı, kapsam itibariyle mobil sağlığı da içeriyor. Bu kapsamda ise Sağlık Bakanlığı’nın 2013 – 2017 yılları arasında yapacağı tüm teknolojik altyapı harcamaları (donanım alımları vb. dahil olmak üzere) 12,8 milyar TL’ye ulaşıyor. Ancak yine mobil sağlık özelinde nasıl bir dağılımın oluştuğunu tespit etmek mümkün değil.

Mobil sağlık stratejisine ihtiyaç var

Tüm bu tabloya bakıldığında, research2guidance tarafından hazırlanan raporda belirtilen mobil sağlık stratejisinin her ülke tarafından öncelik verilmesi gereken bir konu olduğu ortaya çıkıyor. Türkiye’de şu an “sağlıkta teknoloji yatırımları” arasında kendine yer bulabilen bu konunun ayrı bir başlık altında ele alınarak özel bir yol haritası çizilmesi sadece daha sağlıklı insanlara giden yolu değil, ülke ekonomisine katkıda bulunan ciddi bir ekosistemin doğmasını da sağlayacak.